--Minik canlar

Olmadı işte…

Üniversiteden mezun oldum olalı ağlıyorum. Galiba biraz daha uzatmam gerekiyordu okulu. Bir yıl uzatmam yetmedi. Bir ev arkadaşım yok artık. Lea bir barınağa gitti. Gerizekalı hastalık geçmek bilmedi çünkü. İğne oldu, bir sürü damla damlattık, vücut direnci yüksek olması için bir sürü şey yedirdik içirdik, ekstra gıda takviyesini şırıngayla zorla ağzına teptik. Bebek bizden nefret etti. “İyiliğin için bunu yapmalıyız!” deyip zorla ensesini ve patilerini tutup durduk günlerce.

Bizim SSK-SGK’mız otumuz b.kumuz varken, onların neden hiç bir sağlık güvencesi yok? Eğer bir insan yavrusuna bakıyor olsaydım, belki beş kuruş ödemeden sağlığına kavuşturabilecektim. Hadi ödeyeyim ödeyeyim taş çatlasın 250-300Tl alacaktı bu. -Ki bir önceki yazımda bedavaya ameliyat oldum dedim. Ama şimdi zaten 300Tl’yi geçti sırf iyileşsin diye ödediğim miktar, hem de bir gıdım yol ilerleyemedik ve kesin iyileşeceğini garanti edemedikleri bir yöntem için, 250-300 Tl daha istediler. Bunun sonu yoktu inanın bana. Hem bu minik canları sahiplenin diye bağır bağır bağırıyorlar, hem de onların sağlığını düşünen ben gibi insanlar için hiç bir kolaylık sağlamıyorlar. Belediye hayvan barınaklarına (Belediye geçici hayvan bakım evleri), ulaşmak için bile günlerce telefonum açılsın diye bekledim. Telefonun başında oturan memur, el ense yatıyor, göbeğini kaşıyor herhalde… Haklarını yemeyeyim hepsi yatmıyor, kimisi telefonu açıyor, TELEFONU AÇTIĞINDA DA YANLIŞ BİLGİ VERİYOR!

Sokaktan alınmış bir canın tedavisini yapıp yapmayacaklarını ve sonrasında benim onu sahiplenip, sahiplenemeyeceğimi sorduğumda, “Getirin buraya biz iyileştiririz sonra siz sahiplenirsiniz…” dedi. Sevindim, umutlandım…

Maşallah neredeyse Antalya’nın köyüne yapılmış hayvan barınağı, oraya giden bir otobüs yok. Allah’tan bir araba denk geldi ve gittik. Ancak, minik canı getiren insanın onu sahiplenemeyeceğini öğrendim… Gereksiz, saçma kurallarından kırılıyor hayvan barınakları. Bir de, benim bölgemdeki ulaşmaya çalıştığım barınak telefonu açmadığı için, ikamet ettiğim değil, bir başka ilçenin barınağına gittik. Tabi bu da söylenmemişti telefonda; Hayvan benim ilçemde dolaştığı için, o ilçenin barınağına alınamazmış. Zaten bana verilmeyeceğini öğrendiğimde gözlerim yaşlandı, zor bela gittiğimiz yerden de geri gönderilmeye kalktığımızda artık çıldırmıştım. HASTA BU HASTA! Beni almayacaksınız barınağınıza bunu alıcaksınız! BU SOKAKLARDA YAŞIYO, HA SİZİN SOKAĞINIZDA YAŞAMIŞ, HA BENİM SOKAĞIMDA! Güç bela, şansa minicik bir ev buldu, minicik bir süre benimle yaşadı o kadar. Alsanız tedavi etseniz ölür müsünüz? Bana geri vermeyeceksiniz zaten. Ben iyileştiremedim, ama benimle yaşasın çok istedim, öyle ki, bir-iki hafta önce 30 kilo kedi kumu bile almıştım. Şato gibi büyük, pembe bir tuvaleti bile var. Her gün her gece, her dakika sevdim ben onu, çok çok öptüm ,oynadım ben onunla. Ama yetemedim işte anlatabiliyor muyum. Olmadı işte, umduğum gibi uzun süre beraber yaşayamadık.

…..

Ayrıca bu yazıları da beğenebilirsiniz...

2 Yorum yapılmış!

  • Cevap yaz
    adamkarga
    Mart 17, 2019 saat 6:20 pm

    O kadar üzüldüm ve seni o kadar iyi anlayabiliyorum ki 🙁 Benim Tekircan’ım da Lea ile aynı şekilde bir barınakta yaşamak zorunda kaldı. Ya asgari 5000 lira para ödeyip kendim ameliyat ettirecektim (özel veterinerlerin istediği miktar buydu) yada barınağa teslim edilecektim. Ben de 4 saatlik bir yolculuk ve Usluer’in yardımıyla Konya Hayvan Hastanesine teslim etmek zorunda kaldım 🙁

    • Cevap yaz
      VPerenc
      Mart 17, 2019 saat 10:15 pm

      🙁 Eskiden insanların hayvanlara duyduğu sevgiyi abartı buluyordum. Bir insanın hayatı, hayvanın hayatından daha değerli gibi bir anlayış hakimdi bende. Bunu mukayese etmek bile saçmaydı. -Ki gerçekten saçma. Çünkü karşılaştırılamaz… Meğer insan sadece bu sıcak masum duyguyu-sevgiyi ancak yaşayabilirse empati kurabilir, anlayabilirmiş. Bugün geçmişime bakınca bunu çok net görüyorum.

Yorum yapmak ister misiniz?