Konsept & V ben

Şöyle ki; burası benim her türlü saçma sapan da olsa, paylaşımlarımın, içimden dökülenlerin, susamadıklarımın, dilimi tutamadıklarımın bulunduğu kişisel bir blog sitesidir. Her tarafından gereksiz yazılar fırlayabilir; sevdiğim, ilgi duyduğum resimler, müzikler, videolar vb. çıkabilir.

Mümkün olduğunca, yazarken imla hatalarından kaçınmaya çalışıp, elimden gelenin en iyisini sunmaya çalışırım. Ne yazık ki bu benim yıllardır takıntılı olduğum bir konu ve sırf bu yüzden onlarca yazımı sildim, yayınlamadım. Sanırım manyağım. Evet. Ha olur da imla hatası bulursanız da, olacak canım o kadar, siz de abartmayın 😛

Kadı kızında bile olur o kadar hata!


…Ki ben Peren. Bol hatalı bir insanım. 27 yaşında oldum, hala doymadım hata yapmalara. Ha bunların farkına vardığımda bilinçlenip değiştim mi? Sanırım, bazen evet… Hayallerimin peşinden koşamadım, koşsaydım daha iyi mi olurdu, yoksa kötü mü bilmiyorum. Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. Lise seçimlerinde Tiyatro okumak yerine Denizcilik Meslek Lisesindeydim… Babamın isteğiyle bu hiç istemediğim bölümde okumaya başladım. Gitmiyordu, ama tam ayrılacakken, ilkokulda tesadüf eseri bir kez dersimize giren ve oradan tanışıklığımızı ilerlettiğimiz, Denizcilik lisesi müdürümüz, engel oldu buna. Ayrılamadım. Bitirdim ite kaka, itile kakıla…

Sonra bir yıl hiçbir şey yapmadan evde durma faslı başladı. Saçma üniversite sınavlarını kazanamayınca, salak salak bir yıl yattım evde. Hiç ders çalışmadım, gecenin köründe herkes uyurken ben dizi&film izledim. Müzik dinledim, günlük yazdım… Ve de en güzel yaptığım şey psikolojik buhranlara girmek oldu. Bitmek bilmeyen mide bulantılarım, ama doktorların “Hiçbir şeyi yok.” deyişleri… Derken… Bebelikten beri zaten site açıp kapayan ben, bir website açayım dedim. Blog yazayım.

2010 yılında ilk blogumu açtım… Uzun uzun ona isim düşündüm, bulamadım. Saçma sapan şeyler geliyor insanın aklına. Fikr-ibozuk onlardan biriydi 😀 Meğer çok da düşünmeme gerek yokmuş, isim+soyadın baş harfi gibi basit bir şey “Evet bu olmalı…” dedirtti ve Perenc oldu. Perenc’i beş yıl aralıklı da olsa, öle-yaza da olsa yazdım. Pr değeri, dofollow linkler, Alexa değeri-ot b.k derken iyi yerlere geldi. Lakin üniversitedeki aktif yaşantım, blog yazmama minik minik engel olmaya başladığında bunu umursamamaya ve barlarda, masalarda sabahlamalara daha sıcak bakmaya başladım. Kötü şeyler yapmadım. Kötü arkadaşlar edinmedim ama, üniversitede bu hayatı yaşamam lazımdı. Yoksa bir daha nasıl yaşardım?..

Salaktım işte yapacak bir şey yok. Perenc.com’u nasıl kaybettim hikayesini burada sonlandırıyorum.

Tabiki de severek bayılarak okuyacağım bir bölümde değildim Üniversitede. Üniversite mezunu olayım da, hangi bölüm olursa olsun mantığıyla, okuyacağım bölümle ilgili en ufak bir bilgim bile yokken, gidip oturmuştum o sıralara. Cahillikte zirveyim tabi yine ben… Asırlar sonra üniversiteyi bitirebildim ve ufak tefek işlerde çalıştım. Hala da çalışmaya çalışıyorum…

Öte yandan burada yazmak istiyorum. Neden bilmiyorum. Tuhaf bir şekilde burada tema yaparken, kodlarda hata yapıp “Yine ne oldu, nerede hata yaptım ya salak siteee!” diye söylenmeyi bile özlemişim. Mazoşistim sanırım. Çünkü deli oluyorum bazen bunun kodlarıyla uğraşırken.

Öyle işte… Şimdilik bu kadar.