--Kişisel

Burnun şop mu? 2

Hazırlıksız gidip hastanede kaldığım o gece epey sıkıntılıydı. Arada bir hayatta mı diye kontrol edip, fikrini almak için “Ben de ameliyat olayım mı öneriyon mu :P” diye soruyordum 😀 O da ağrısı çok olduğunda “Olma sakın.” . Ağrısı hafiflediğinde “Ol kanka hiç bir şey yokmuş korkma.” diyordu. O kadar inleyip, gece boyunca göz yaşı döktükten sonra da, pek bir inandırıcıydı tabi bu söylediği. Ben zaten 5 bin tl olduğunu duyunca vazgeçmiştim ama, yine de bir “belki babam verir…” 😀 düşüncesiyle nabız yokluyordum.

Aradan bir bir bucuk ay geçmişti ki, bir başka arkadaşım daha ameliyat olacağını söyledi burnundan. “Yuh yani, pardon da hepiniz bana inat, fakirliğimi yüzüme vurmak için mi oluyorsunuz ardı ardına?” dememle, ücretsiz olacağını söylemesi bir oldu. “Ücretsiz mi?”

Devletimiz, estetik amaç gütmeyen, gerçekten sağlık amaçlı gidip doktora muayene olan ve doktorun “Ameliyat olması gerekiyor.” onayını verdiği kişilere, ücretsiz, sigorta kapsamında ameliyat olma hakkı sağlıyormuş.

Yukarıdaki cümle çok uzun oldu. Okurken devrik mi değil mi, ayrım yapamadım. Düzelte düzelte, anca bu kadar düzeldi.

“Bir ben olayım, beğenirsen sen de olursun.” dedi. “Tamam hayatta kalırsan ben de olucam.” dedim. Birbirimize karşı çok açık sözlüyüz. Hayatta kaldı tabi. Ameliyattan çıktıktan bir iki gün sonra, ben de gidip muayene oldum doktoruna. Bu konularda bilindik, iyi bir doktora görünmek önemliymiş.

Adam burnumu eliyle bir kaldırdı, alttan baktı, direkt “Ameliyat.” dedi. “Başka bir çare-yol yok mudur?”

“Yok, fıs-fıs veririm ama geçici bir çözüm olur.”

Fıs-fısı duyunca gözlerim kalp kalp olmadı değil, ama ameliyat günü aldım, peki estetik olacak mı sorusuna da, “Zaten böyle bırakırsak, yine nefes alamazsın ki.” yanıtını da aldıktan sonra hastaneden çıktım. Burnum o kadar yamuktu ki, pisa kulesi gibi, sağdan yaslanıp fotoğraf çekinebilirdiniz. Adamın estetik de yapması normal, nefes yollarımın kapalı oluşunun nedeni, burnumun S çizmesi zaten.

1 ay sonra ameliyat günü geldi. Şaka şaka o günler geçmek bilmedi, çünkü o sıralar dolandırıcımdan paramı almaya çalışıyordum, paramı vermicek diye ağlayıp zırlıyordum. Yaklaşık bir buçuk ay sonraya verilmişti ameliyat günü ve aklıma ameliyata dair hiç bir şey gelmiyordu. Millet “Korkuyor musun, gergin misin?” dediğinde “Neden?” diyordum. Zira, adamın paramı vermeyecek oluşundan korkuyordum bir tek. Ki Allah’tan ameliyata iki-üç gün kala parayı verdi de, yavaştan iki üç gün korkabildim ameliyattan. Çünkü normal olan buydu.

Ameliyat gününden bir gün önce, gerekli testleri ivedilikle yaptık. Onlar da, aşırı ivedilikle koluma damar yolunu açtılar. Daha ameliyatıma 24 saat var ! Hasta değilim bişey değilim b.k aramaya deldiniz. Bir gün boyunca kolumun ağrısından tuvaletimi yapmaya zor gittim, yalnız. Daha ameliyat olmadan üstümü değiştirirken bile annem yardım etti bir gün boyunca. HAYIR, O BİR GÜN BOYUNCA NE BİR SERUM TAKILDI, NE DE BİR İŞLEM YAPILDI, SÜS AMAÇLI DELİNDİM.

AMA ODAM ÇOK GÜZELDİ HAKLARINI YEMEYEYİM. Madem çok kızgınken, kötü yanlarını büyük yazdım, iyi yanlarını da büyük yazayım 😀 Resmen tek kişilik bir odada, otel rahatında konakladım. SERUMSUZ DELİK KOLUMLA.

Bir gün boyunca yattım öyle, delik delik… Ertesi gün ameliyat günümde, saat 10:00 da hasta bakıcı geldi bir tekerlekli sandalye ile ve ona oturtturdu. Yeşil havalı önlüklerimle, tekerlekli sandalyede seyahatim başlamak üzereyken, anamı babamı son kez öptüm. Ölüme gidiyordum malum. Anam ağladı, ben de ağladım 😀 ama şu an bunu yazarken gülüyorum. Malum balık burcuyum ota b.ka ağlarım. Anam ne burcu bilmiyorum ama, o da yaşlandıkça Balık olma eğilimi göstermeye başladı 😀

Hanım abla sandalyemi sürüyor o sürdükçe ben üşüyordum. Çünkü yeşil önlükler gerçekten havalı. Yani peçeteden falan yapılmışlar sanırım, o derece soğuk geçiriyor. Bir köşeye sandalyemi park etti, bir hemşire geldi ve sonunda delik koluma serum taktı. Serumu kucağıma verdiler. Havalı yolculuğa devam ettik, hanım ablayla. Asansöre falan bindik, sağdan soldan, gelen geçen bana bakıyordu. Ben de hastaymışım gibi kafamı büküyordum. Hayır burun ameliyatı olcak insan neden yürütülmez bilmiyorum. Çünkü çok komikti o şekilde sürülerek götürülmem.

Sonunda üst katta bir odaya geldik. Kaldırdı abla beni. Serumum da kucağımda, oturdum soğuk bir sandalyeye. “Burada bekle. Hadi geçmiş olsun.” dedi, gülümsedi gitti. Ben de öküz gibi bakmadım tabi teşekkür ettim, ama bu detayları da yazmak istemiyorum, çok uzun oldu yine bu yazı 😀 Bir ameliyatı bu gidişle üç bölümde anlatacağım.

Bekle babam bekle, serum da çok soğuk, göbeğime göbeğime değiyor plastiği. Bir de bu acaba gidiyor mu gerçekten? Hayır yamuk yumuk taktılar gittiler. Arada bir kaldırıyorum falan, arada bir odaya gelen giden oluyor, bakışıyoruz. Ben hala bekliyorum adamlar üçüncü-beşinci seferdir gelip geçiyor odadan. Sonunda genç bir adam gelip bana Peren diyor ve bir başka tekerlekli sandalyeye bindiriyor.

“Ne olacaktı sizin?” diye soruyor. Benim tabi bu soruyu duymamla gözlerim fal taşı gibi açılmadı değil. “Böbrek alınacaktı.” desem böbreği alacaklar demek, Allah’tan serum uyutmadı, çöpe gidecek zaten iki damla ya geldi, ya gelmedi, boşa açıldı-takıldı. Böbrek de, o da çöpe giderdi herhalde…

“Burun ameliyatı olacaktı.”

“Aa hiç korkmayın ben de oldum, bakın. Hiç korkulacak bir şey yok meraklanmayın” deyip burnunu gösterdi. Kafamı kaldırıp, sandalyemi süren adama baktım, harbiden olmuş. Yok be hiç bir şey belli değil, geçmiş gitmiş, neyine bakın diyorsa… 😀

Sonunda beyaz küçücük bir odaya geldik. Hiç kafamda canlandırdığım ameliyat odalarına benzemiyordu. Benim gözümde loş, büyük bir odada, ameliyat yatağının başında büyükçe bir ışık olmalıydı. Neden bilmiyorum, bu benim düşüncem, saçma bulan bulsun. Şu an ben de saçma buldum ama ne yapayım daha önce ameliyathane mi gördük canım.?.

Yatağa yatmak için kalktım, uzandım. İşte burası heyecan ve zurnanın zartladığı yerdi. Odada iki- üç kişi vardı ve sohbet etmeye başladılar. Şimdi buradan sonrası sohbet; P:Peren , D: Doktor , Y: Yabancılar 😀 Yani o diğer iki üç kişi

Y: Merhaba Peren… Peren ne değişik isimmiş, Peren ne demek?

P: Ülker Yıldızı demek.

Y: Ülker yıldızı mı, hımm… Çok ilginç güzel bir isimmiş. Peki nerelisin Peren, Bucak’lı mısın?

Ben burada onun sorularını yanıtlarken, bir yandan da bir başkası elimi kolumu kelepçe vari bir şekilde yatağa bağlıyordu. Ayaklarımı epey sıkı bağladı. Ve benim az önce onlara verdiğim serumu, bir başka serumla değiştirdi. Ve git gide artan bir zonklama başladı kolumda… Kolum deli gibi ağrıyordu. Ağrı artık duramayacağım ve gözümden yaş gelecek kadar çoğalınca; “Ağrı olması normal mi kolumda, çünkü çok ama çok ağrıyor şuan…” dememle, serumu takanın paniklemesi bir oldu. “Hayır, hayır, bu hiç normal değil… Kolun şişmiş, morarmış, damar yolun kapanmış, yeni bir damar yolu açacağız. Şimdi çıkardım bunu, hiç panikleme rahat ol. Yeni bir damar yolu için damar bulmam lazım, damarların biraz ince… Buldum, biraz acıyacak… Evet kolun biraz fazla kan oldu ama sıkıntı yok şimdi temizleyeceğim. Yeni damar yolunu açtım.”

Len konuşmasanaaa!! Sen konuştukça narkozsuz ameliyat oluyorum resmen o masada. Ben korkudan bakmıyorum zaten koluma, ama adamın maşallah naklen yayınıyla izlemiş kadar oldum.

P: Sıkıntı olacak mı? Ya hafif nefes alamıyordum ben, abarttım olayı, boşuna bu ameliyat, ben gideyim, en iyisi. Şuan ameliyat olmak gerçekten hiç istemiyorum.

Y: Ahahah yok yok sıkıntı yok. Meraklanma Peren, bir sıkıntı olmayacak. Olur böyle arada, şimdi açtık damar yolunu artık acın yok değil mi?

P: Yani koptu kopacağı kadar kolum, artık acım yok, bakmıyorum kangren oldu galiba zaten. Bence gidebilirim.

Gülerler. Hiç bir şeyden habersiz, doktor yeni gelir başıma.

D: Naber?

Y: Kadir bey (doktor) sizin hasta kaçmaya çalışıyor. Zar zor tutuyoruz. Damar yolu kapanmış, tekrar açtık, hemen vazgeçti ameliyattan.

Gülerler.

Sonrası yok. Karanlık.

İnciğini cıncığını çıkardığım için; 3.bölümde görüşürüz 😀


Ayrıca bu yazıları da beğenebilirsiniz...

5 Yorum yapılmış!

  • Cevap yaz
    adamkarga
    Mart 8, 2019 saat 7:15 pm

    3. bölüm deyince bi a aaaa demedim değil 🙂 İki kez ameliyat oldum ve bir önceki akşamdan hastaneye alınıp yaşadığın birçok şeyi kendimde aynı tatta yaşadım 😀 Aman Allah tekrarını yaşatmasın.
    Bu arada ben bi şeyler mi kaçırdım yoksa dolandırılmak olayı başka bir yazının konusu mu olacak?

    • Cevap yaz
      VPerenc
      Mart 8, 2019 saat 8:22 pm

      Çok geçmişler olsun 🙂 Aman kimsenin başına gelmesin böylesi dertler.
      Vallahi epeydir yazmayınca çok şey yazası, geveze olası geliyor insanın… Bir de, ilk başta zar zor gidiyor yazı, ama sonra bir açılıyor ki, pir açılıyor çenem, bir bakmışım yazılar dolmuş taşmış. Diyorum, “insanlar bunu nasıl okuyacak, zaten ben yazarken saatler harcıyorum, yeter bu kadar da harcadığım saatler, onlara ettiğim eziyetler.” 😀 Sonra yarım yarım kalıyor işte böyle. Ama 3. son olacak artık yeter, tadında bırakmalı 😛 😀 Yok yok bir şeyler kaçırmadın. Ondan henüz detaylı bahsetmedim. Dolandırıldım demiştim ilk yazımda ve burada da biraz ona ithafen bahsettim yine. Çünkü ameliyatım da aynı tarihlere denk geldi ve bu benim için epey önemli bir konuydu, zihnimi meşgul eden, o yüzden bahsetmek durumunda kaldım. İlerleyen günlerde dediğin gibi detaylı bir şekilde, benim gibi kimsenin kandırılmaması için anlatacağım.

      • Cevap yaz
        VPerenc
        Mart 8, 2019 saat 8:24 pm

        Yorumum bile bir sayfa yazı uzunluğunda oldu. Son zamanlarda biraz sıkıntılarım var sanırım bu konuda.

        • Cevap yaz
          adamkarga
          Mart 10, 2019 saat 4:15 am

          :)) sıkıntı olarak görme uzun yorumu ama zamanla kısalacaktır sanırım. yeniden başlamış olmanın verdiği etki sanırım bu ve oldukça güzel bir şey :)) o zaman merakla bekliyoruz o anıları da fakat bölümlerle başladın, sanırım öyle devam edecek 😀

          • VPerenc
            Mart 10, 2019 saat 6:56 pm

            😀 gibi. Uzun yazıp fazla detay verdiğim için, daha derli toplu oluyor sanırım böylesi 😀 bilemedim.

Yorum yapmak ister misiniz?